Phuket | izinthengit

Phuket…

Mete doğalı 10 ay olmuş, bebeksiz hayattan bebekliye geçişin zorluğunu bize sonuna kadar hissettirdiği dönemler. Yoğun çalışma temposu içerisinde geçen soğuk kış günleri. Daha yaza da çok var, nasıl geçecek bunca zaman…

Bu çıkmazın içerisinde yapılacak bir kaçamağın bize çok iyi geleceğini biliyorduk. Daha önce tecrübe edindiğimiz üzere, kışın sıcağa gitmek gibisi yok. Montlarla gidilen uçaktan, şort, tişört ve şıpıdık terliklerle çıkarak, sıcağın rahatlığına kendini bırakmak… Sanki yaza erişmek için hayatımızı ileri sarmışız. Terapinin ta kendisi!

En sevdiğim, en çok zevk aldığım anlar içerisindeyim. Tatil öncesi, gidilecek yeri belirleme ve onunla ilgili hazırlıklar yapma! Bir yere gideceğiz o kesin ama nereye, bakar mısınız alternatifin çokluğuna 🙂 Akıllara hemen oo durumlar iyi nereye istenirse oraya gidilecek gelmesin, tabi ki tatil dönüşü sadece güzel anıları düşündürecek yerler tercihimiz! Başka hesaplamalar değil 🙂

Seçim oldukça kolay oldu diyebilirim. Neden çünkü uçak bileti en uygun olan her daim ilk tercihimiz 🙂 Tayland, Phuket’e gidiyoruz.

Hazırlıklar elbette hemen başladı, ancak bu kez ekibimizin yeni üyesi Mete bey ile gidilecek (Batum’u saymazsak) ilk yurt dışı deneyimimiz olacağından, çok ince eleyip sık dokuyoruz. Başına geleceklerden habersiz 11+1 saat yola gidecek olan Mete ise garip garip bakıyor. Evet,  11+1 saat. Uçuşumuz öncelikle Kuala Lumpur’a 11 saat, oradan da 1 saat süreyle Phuket’e.

Ne yapacaksınız Taylandlarda, ne yiyip ne içeceksiniz, bebeği oralara nasıl götüreceksiniz vb. soruların arasından sıyrılarak, hazırlıklarımızı tamamlamış biçimde, dondurucu Ankara kışından adeta kaçarcasına uçağa biniyor ve İstanbul üzerinden hareketle yola çıkıyoruz.

Mete beyin uyku saatine denk gelecek bir saat olan 20.00 da başlıyor 11 saatlik uçuşumuz. Yolculuğunun bir kısmını puset içerisinde uyuyarak, diğer kısmını da uçak içerisinde gezdirilerek geçiriyor beyefendi. Nihayet Kuala Lumpur’a iniyoruz. En zorlu kısım atlatıldı. Şimdi ise 11in yanında çerez niteliğinde olan 1 saatlik yolculuğumuz daha var. Ve sonunda Phuket’teyiz.

En kısa yoldan otelimize gitme isteği, hem Özlem’de hem de bende fazlasıyla var. Havalimanından şehir merkezi yaklaşık 45dk – 1saat arası sürüyor ve şehre ulaşım birkaç şekilde sağlanıyor. En uygun olanı elbette otobüsler. Belirli periyodik zamanlarla kalkıyor ve yaklaşık 20 kişi kapasiteli. Biz ise diğer bir alternatif olan taksiyi tercih ediyoruz. Nedeni ise çok açık Mete 🙂 Taksiler çok ucuz sayılmazlar fakat ülkemizle kıyasladığımızda, gittikleri mesafe ve aldıkları ücretler makul. Birçok taksi şoförü havalimanı çıkışında sizi kapmak için çaba sarf edecektir. Gitmeden önce yaptığım araştırmada korsan olmayan ve fiyatı ortalama olan; “Phuket Metered Taxi” firmasının taksisini bularak otelimize doğru nihayet yola koyuluyoruz. Bu arada unutmadan, tur firmalarının da havaalanı transfer hizmetleri bulunmakta bilginiz olsun.

Phuket güneyindeki Panwa bölgesinde konaklayacağız. Planımız otelimizde sabit kalıp, günübirlik turlara katılarak Phuket’i gezmek.

Ne de olsa Mete Bey ile çıktığımız ilk yurt dışı seyahat. Odamıza, bizi bekleyen kâbustan habersiz yerleşiyoruz. Yol esnasında uykusunu alan ve jetlag olan Mete, hiç uykusu olmayan haliyle, ertesi gününü yaşarken, yolda telef olan bizlerin ise tek düşüncesi bir an evvel uyumak. Uzun uğraşlardan sonra, ikimizin de nasıl olduğunu anlayamadan (galiba bayılmışız) nihayet sabahı ediyoruz 🙂 Dikkat! En azından yolculuk esnasında çiftlerden birinin uyuyarak, dinlenip, bu tarz olaylara hazırlıklı olmasını şiddetle tavsiye ediyoruz 🙂

Harika bir hava, hemen sürülen koruyucu kremler ve giyilen yüzme kıyafetleri. Bir gün önce eksi 15 derecelerden gelen biz, fazla vakit kaybetmeden atlıyoruz 30 derece olan sulara. İşte tedavi başladı.

Phuket için en ideal dönem olan enter Kasım ve buy brand name finasteride online Mart ayları arası, hava sıcaklığı ortalama can you buy fluoxetine 24-32 dereceler arasında. Yağış ise yok denecek kadar az. Bu da demek oluyor çok daha fazla gezilesi yer, tabi 10 aylık Mete ile “çok daha fazla” nasıl olacak göreceğiz 🙂

Phuket tam bir turizm cenneti. Gerek doğal güzellikleri gerekse de eğlencenin adeta kalbi. Harika plajları, sınırsız gece hayatı ve çevresinde konuşlu olan harikulade adalar. Zaten barındırdığı bu güzellikler sayesinde balayı çiftlerinin de her daim ilk tercihleri arasında.

Artık sıcağa alıştık, özellikle küçük beyin artan neşesiyle otelimiz dışını da keşfe başlayabiliriz. Phuket denince akla gelen ilk yer olan  Patong’a, hem Phuket’in en popüler yerini görmek hem de planladığımız günübirlik turları almak için gidiyoruz. Burada ne var diyecek olursanız, “her şey”. Resmen her şey buranın etrafında dönüyor. Otellerin, restaurantların, cafe ve barların en ucuzundan en pahalısına, o börtü böcek satılan yerlerden, sayısız masaj salonlarına, “her türlü” gece kulüplerinden, “her amaca” hizmet eden insanlara kadar hepsi burada. Doğal olarak da aşırı kalabalık.

Gün boyu Patong’un sokaklarında gezip, alışveriş yapıp, bol bol fotoğraf çekip, yönü batıya dönük olan  fungsi salep voltaren 75mg Patong Beach’ten de gün batımını seyredip, Jungceylon alışveriş merkezindeki masaj salonunda masaj yaptırmak ise Patong’ta yaptığımız en güzel şeylerdi. Geceyi ise elimizde bebek arabası, içerisinde uyuyan Mete ile Patong’un da kalbi olan Bangla Road’da, go go barlar ve ladyboy’lar arasında geçirmemiz ise eşsiz bir deneyim 🙂

Patong’ta turlarımızı aldık. Phuket’i gezmenin en güzel yolu günübirlik turlar. Bu günübirlik turlar sayesinde hem çok rahat hem de nispeten uygun fiyatlı geziler yapabiliyorsunuz. Turlar nasıl çalışıyor, şu şekilde; Öncelikle neredeyse tamamının İnternet siteleri mevcut. Bu sitelerden detaylı bilgi edinebilir ve hatta alım da yapabilirsiniz. Benim gibi aklınıza takılan birkaç husus var ve de belki indirim yaptırabilirim diyorsanız yerine giderek de satın alabilirsiniz. (İşe yaradı :))

Ücreti ödeyip, makbuzunuzu alarak, konakladığınız yerin bilgilerini (adres, oda numarası) ve telefon numaranızı tur görevlilerine veriyorsunuz. Size turun gerçekleşeceği gün, “şu saatte orada olacağız, siz de o saatte hazır olun lütfen” diyerek sizi uğurluyorlar.  Daha sonra o gün, size belirttikleri saatte, lüks veya kötü sayılmayacak jip/midibüs tarzı araçlar gelip sizi kaldığınız yerden alarak tura dahil ediliyorsunuz.

Eğer turunuz adalarla ilgili ise, bu araçlarla feribot iskelesine kadar götürülüyorsunuz, eğer karada ise araçla turu tamamlıyorsunuz. Burada en güzel şey, o aracın o gün sizin olması. Mesela adalarla ilgili bir turdan döndüğünüzde, sabah sizi oraya götüren aynı araç sizi yine bıraktığı yerde bekliyor veya karada ise sizin geziniz esnasında sizi indirdiği yerden hiç ayrılmıyor.

Bu sistem, çok popüler ve çok fazla talep aldığından dolayı çok fazla tur şirketi mevcut. Fiyatlar da çok değişken. Elbette ucuz olan makuldür her zaman ama kullanıcı yorumlarını okumanızda fayda var diye düşünüyorum. Kesinlikle pazarlık yapmanız gerektiğini unutmayın, çünkü söylenen ilk fiyatlar genelde abartı olabiliyor. Zaten ülke genelinde pazarlıksız alışveriş yapmayın. Biz SRC turizm diye bir firmadan almıştık turlarımızı, memnun kaldık diyebilirim. www.phuketsrctravel.com

Kahvaltının ardından belirtilen saatte gelen araca biniyoruz. Rotamız James Bond adası turu. Feribot iskelesine kadar yolda diğer müşteriler de alınıyor. Hep beraber iskelede bizim turun diğer görevlileri önünde iniyor ve feribotumuza biniyoruz. Biz bebekli aile olmamızdan dolayı büyük feribot seçeneğini kullandık. Hem deniz tutması olan Özlem’e çok iyi geldi hem de bebek arabası ile çok daha rahat oldu. Feribot, ilk olarak Panak adasına oradan da Koh Panyee balıkçı köyüne uğruyor. Ardından da o meşhur tura adını veren James Bond adasına. Gerçekten muazzam bir doğa harikası, ekranlarda göründüğünden çok daha güzel.

Kangurusuna bindirilen Mete de bu güzelliğe bakıyor ama garibim acaba ne düşünüyor 🙂 Düşündüğü tek şeyin aşırı sıcakladığı olduğunu kısa zamanda anlıyoruz ve hemen bir şemsiye yardımıyla gezmemize devam ediyoruz. (Yanınıza Türkiye’den ufak bir şemsiye alın, yoksa 1 şemsiyeyi 10 şemsiye parasına alırsınız bizim gibi) Ayrılan sürenin dolmasıyla tekrar feribotumuza dönüyor ve sunulan yemekleri yemeye başlıyoruz. Ağırlıklı Thai mutfağı ve deniz ürünleri çoğunlukta. Eğer bu yemekleri sevmeyen biriyseniz yanınıza atıştırmalıklar almanızı öneririm. Yemekten sonra Bat Cave gezisi için isteyenler kanolara atlıyor ama eğer 10 aylık bebeğiniz varsa feribotta kalmayı tercih edebiliyorsunuz 🙂 Dönüşe geçiyoruz. Dönüş esnasında tur görevlilerinin beyaz başlı kartalları, feribotun arkasından havaya attıkları et parçacıkları ile besleme şovu görülmeye değer.

Ufacık çocukla her gün feribotla tur olmaz diyerek bu kez Phuket şehrini gezmek için sabah saat 7 de otelimiz önünde bekliyoruz. Sadece bizim için tahsis edilen bir araç ve içerisinde de çok iyi bir rehber eşliğinde gezimize başlıyoruz.

İlk durağımız Tiger’s Kingdom. Buralara kadar gelip te kaplanlarla fotoğraf çektirmemek olmazdı. Biz de bu düşünce ile ilk sıraya bunu koyuyoruz. Tiger’s Kingdom’a varıyoruz, biz içeride gezerken, bize eşlik eden arkadaşlar da araçta bizi beklemeye koyuluyorlar. Burası bildiğiniz kaplan çiftliği. İçerisinde en küçüğünden, en büyüğüne bir sürü kaplan bulunmakta. Kafesine girmek istediğiniz kaplana göre giriş ücreti değişiyor. Özlem tercihini, Mete ile birlikte yavru kaplandan yana, ben ise en büyüğünden yana kullanıyorum. Kendisi gibi yavru kaplanı gören Mete onu bir oyuncak sanarak kısa sürede kaynaşıveriyor. Hatta kafesten çıkarken ağladı bile beyefendi 🙂

Sıra geldi bana, yalan yok, büyük bir tırsma ile devasa kaplan, hatta kaplanların olduğu (4 adet aynı kafeste) kafese giriyorum. Burada emniyet doğal olarak ufak kaplanların olduğu kafeslere göre çok daha fazla, ama arkadaş neyin emniyeti, sonuçta kaplanlarla dolu kafestesin 🙂 Bakıcıların talimatıyla, kaplanların önlerinden değil, arkalarından yaklaşıyor ve bu şahane deneyimle tanışıyorum.

Çiftliğin diğer kaplanlarını da görüp, bizi bekleyen aracımıza devam ediyoruz. Sırada fil safarimiz var. Kısa bir sürüş mesafesi ile birazdan bizi orman içerisinde gezdirecek olan fil ile yüz yüze geliyoruz. Gerçekten televizyonda gördüklerimiz gibi çok büyükler! Özel olarak yapılan platform üzerinden filimizin sırtına oturuyoruz. Aslında bu durum ne benim ne de Özlem’in hoşuna gitmemiş olsa da, bunu ilk ve son kez yapıyor olmamız düşüncesiyle salıyoruz kendimizi. Yemyeşil orman içerisinde, ağır ağır ve sağa sola sallanarak süren yolculuğumuz esnasında Mete uyuyakalıyor. Fil üzerinde de uyumadım demezsin artık beyefendi 🙂

Sırada Big Buddha var. 45 metre yüksekliğindeki bu heykel tüm endamıyla taa uzaklardan bizi karşılıyor. Bulunduğu tepeyi gerçekten iyi seçmiş kendisine, inanılmaz Phuket manzarasına bakarak sürekli oturuyor. Burada şu hususa dikkat! Tapınak olmasından dolayı içeriye girişte kılık kıyafetinizin çok açık olmamasını istiyorlar. Şort yerine pantolon veya kapatabilecek bir örtü vb. gibi.  Ek olarak ziyaret saatleri de mevcut: 08.00-19.00. Gidip te tapınağı gezemeden, sadece harika manzara fotoğrafları ile dönebilirsiniz. 🙂

Artık Mete Bey yoruldu. Daha gezilecek onca yer var ama ne yapıyoruz, dönüyoruz 🙂 Ama eğer ki sizler daha esnek bir ekibe sahipseniz, Wat Chalong Temples’a, Thai Boxing’e, Upside Down House’a, Go Kart’a, ATV kullanmaya, Snake Farm/King Cobra Show’a, Monkey Show’a, Phuket Zoo’ya, Cashew Nut Factory’ye ve Dolphins Show’a gidebilirsiniz.

Bir tur gününe daha uyanıyoruz. Bugün gideceğimiz yer ise Phuket’te en çok bulunmak, en çok görmek istediğimiz yerler olan Koh Phi Phi adası ve Maya Bay. Kahvaltımızı hızlıca yapıyor ve yanımıza atıştırmalıklarımızı kahvaltıdan aşırıp hazırlayarak lobide beklemeye koyuluyoruz. (Bu günü birlik turlara giderken sadece bebek/çocuklarınız için değil, sizler için de atıştırmalıklar/meyve/ kuruyemiş vb. mutlaka hazırlayınız!) Kısa bir süre sonra gelen tur aracımıza biniyor ve Rassada limanının yolunu tutuyoruz. Bizim gibi bir sürü araçlarla insanlar limana getiriliyor. Feribotumuz yine büyük olanından. Sürat teknesine zaten bebekli olduğumuzdan alınmadık ama Mete olmasa da yine bunu tercih ederdik. Çünkü yolculuk uzun, için dışa çıkması vakaları bir hayli yaşanıyormuş.

Yol üzerinde ilk olarak Khai Nok adasında bir süreliğine demir atıyoruz. Burası sanki yolunu şaşırmış bir Maldiv adası. Bembeyaz kumları ve ufacık yüz ölçümü ile harika bir yer. Turun başında emanet olarak ücretsiz verilen maske ve şnorkel ile Tayland’ın o meşhur yeşil balıklarıyla ilk olarak burada tanışıyor ve devam saatimiz ile yeniden feribotumuza atlıyoruz.

Yaklaşık 45 dk süren yolculukla sonunda Koh Phi Phi adasındayız. Adamlar yolu bulmuşlar ve adaya girişi ücretli yapmışlar. Çok cüzi bir miktar vererek, kucağımızdaki kangurudaki Mete ile adaya ayak basıyoruz. Phi Phi adası Phuket’in resmen süper starı! Buralara kadar gelen turistlerin neredeyse tamamına yakınının görmek istediği bir yer. Ama nasıl olmasın, muhteşem kumsalları, Monkey Beach‘teki yaramaz maymunları, rengârenk balıkları ve eşsiz gece hayatı sayesinde ilk sıraya kolaylıkla koymuş kendisini. Bir de Maya Bay var ki, tamamen ilk görüşte aşk, başka hiçbir şey değil!

Phi phi adasında kısa bir gezimizin ardından, taksi niyetine limanda sizi Maya Bay‘e götürmek için bekleyen longtail botlardan birine biniyoruz. 15 dk sonra sanırım burası cennet olmalı dediğimiz Maya Bay‘deyiz. Adanın yeşil, suyun ise daha da yeşil olduğu egzotik bir yerdeyiz. Doyasıya fotoğraf çekip, mısır yiyip, bol bol güneşlenip, Mete’yi daha fazla yormadan bizi bekleyen taksi botumuza atlayıp feribotumuza doğru yola çıkıyoruz. Süremizin dolmasıyla da dönüş için harekete geçiyoruz.

Burada bizim yapmadığımız bir husus olan, Koh Phi Phi adasında konaklama konusuna değinmek istiyorum. Bu adayı tam olarak yaşamak ve kalabalık olmayan tursuz zamanlarda doyasıya her yerine ayak basmak ve akşamları başlayan muhteşem partilere katılabilmek için en azından burada 1 gece konaklamalısınız. Çünkü tur ile geldiğinizde sizin gibi onlarca tur da orada oluyor ve aşırı kalabalıkta gezmeye çalışıyorsunuz. Üstelik süre limitinizin olması da bir diğer olumsuzluk.

Burada konaklamayı, ya müşterisi olduğunuz tur firmasına söyleyerek orada inip ertesi gün o tur firmasının gelen diğer feribotuyla geri dönerek yapabilir, ya da Rassada limanında, hiçbir turun müşterisi olmadan, günde 3 seferi olan Phuket-Koh Phi Phi adası arasında çalışan feribotlara binip tamamen kendiniz de gidip gelebilirsiniz. Hem bu sayede o adanın en yüksek yerine çıkıp o fenomen fotoğraftan da çekebilirsiniz hem de daha az bir maliyetle bunu yaparsınız 🙂 Unutmadan Koh Phi Phi adasına giderken yanınıza balıkları beslemek için ekmek, maymunlar içinse meyve veya çerez alabilirisiniz.

Bir başka Phuket gününe heyecanla başlıyoruz. Tur yorgunu bizler bugünü otelde geçirelim diye havuzun yolunu tutuyoruz. Havuz kenarında hazır Mete’yi uyutmuşken bir bağırtı ile irkiliyoruz, hayır Mete’den değil ilerideki bayandan gelen. Nedeni ise yanındaki ağaçtan bayanın yanına atlayan yaklaşık 50 cm uzunluğundaki yeşil ağaç yılanı! Eee ne de olsa tropik bir ülkedeyiz, yapacak bir şey yok 🙂 Hemen görevlilerin gelip ufacık yılanı yakalama dakikaları da canlı bir belgesel oluverdi sabah sabah bize.

Yok! Biz dayanamıyoruz, çoluklu çocuklu aileyiz demiyor atlıyoruz gene bir taksiye ve Phuket’te bol miktarda bulunan ve benim bulunmaktan çok keyif aldığım viewpointlerin yolunu tutuyoruz. Phuket’te de bir hayli manzara noktası mevcut. Biz ise bize en yakın olan Panwa Viewpoint ve Kata Noi Viewpoint’e gidiyoruz. Diğerlerini de size yazayım, gidince birer tane de bizim için fotoğraf çekersiniz 🙂 Promthemp Viewpoint, Windmill Viewpoint, Karon Beach Viewpoint, Rang Hill, Laem Singh Viewpoint, Radar Hill Viewpoint, 

Okyanus ve güneş zamanı! Yarımadanın sürekli güneyinde yüzmek olmaz, buralara kadar gelmişken harika diğer plajları da görmemiz lazım diyerek, çantalarımızı hazırlamış bir şekilde Kata Beach için yola çıkıyoruz. Burası bize sorarsanız Phuket’in en güzel sahili. İlk olarak kalabalık olmaması diğerlerinden ayıran en önemli özelliği, ikincisi de kumsalının büyük oluşu ve arkasında bulunan ağaç gölgelerinin bol olması. Burada doyasıya yüzmenin keyfine varıyor ve soğuk Ankara öncesinde sıcağı içimize fazlasıyla depoluyoruz.

Diğer sahillerden de bahsedecek olursak Patong Beach, evet güzel ama çoook kalabalık, Karon Beach, en uzun kumsal olduğundan kalabalığı pek hissetmeyeceğiniz ve şnorkel ile en çok keyif alarak yüzeceğiniz kumsal,  Surin Beach güzel ama ulaşımı zor, Kata Noi Beach harika ama daha çok ardındaki otellere hizmet verir konumda olan plajlardan bazıları. Tabi ki çok daha fazla plaj var ama tecrübesini edindiklerimizi yazıp, edinmediklerimiz için de sizi şu adrese yönlendiriyorum http://www.phuket.com/island/beaches.htm 🙂

Şu önemli notu göz önünde bulundurmanızı tavsiye ediyorum; adanın güney ve doğu tarafı gel-git olayından çok miktarda etkileniyor. Batı tarafı ise nispeten daha az etki altında. Buna göre otel tercihinizi yapmanız ve günün en güzel saatlerini çekilmemiş bir okyanus ile geçirmeniz sanırım hiç fena olmaz 🙂 Buradan da en son gel-git zaman bilgilerini kolaylıkla bulabilirsiniz. https://www.tide-forecast.com/locations/Phuket/tides/latest

Ayrıca, Tayland denince akıllara ilk gelen olumsuz yeme içme ön yargısının ne kadar yanlış olduğundan bahsetmek istiyorum. Buradaki insanlar sadece börtü böcek yiyerek hayatlarını geçirmiyorlar merak etmeyin. Onlar da bizler gibi kırmızı et, tavuk, sebze ve özellikle deniz ürünleri ağırlıklı besleniyorlar. Thai mutfağı adı altında da harikalar yarattıkları bir gerçek. Hatta dünyanın en ünlü ilk 10 mutfağı arasında geçmektedir. Bunların yanında, daha önce hiç görmediğiniz ve tadına doyamayacağınız türlü türlü tropikal meyveler de cabası. Biz, bulunduğumuz süre zarfında hiç sıkıntı çekmeden beslenebildik, hatta Mete için yoğurt bile bulduk, siz düşünün 🙂 O yüzden aç kalırım düşüncesini çöpe atıyoruz.

Şunu da bilmekte fayda var, neredeyse adım başı karşımıza çıkan 7eleven ve Family Mart marketlerde aradığınız her şeyi bulmak mümkün. Bulmaya çalıştığınız ürünü, buralara bakmadan başka yerlerde aramayın.

Mete’nin bize ayırdığı zamanın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Phuket’ten ayrılma ve yavaş yavaş dönüşe geçme zamanı. Tur firmasından aldığım havalimanı transfer aracı ile birazdan bu güzel, egzotik yerlerden Kuala Lumpur’a doğru yola çıkacağız. Yaptıklarımızın mutluluğu, yapamadıklarımızın da burukluğu ile düşüyoruz yollara. Ama Tayland’a söz veriyoruz, Mete büyüsün yine buradayız 🙂 Hoşça kal Phuket, hoşça kal Tayland!

 

Bizim yapamadığımız ama sizin yapmanız için “yapmadan dönmeyin” listesi;

  • Simon Cabaret Show veya Phuket FantaSea Show, veya ikisini birden izlemeden,
  • Similan Island, Hong Island, Surin Island, birini veya birkaçını gezmeden,
  • Phang Nga Bay’da kano ile gezmeden,
  • Ziplining (flying hanüman) yapmadan,
  • Bangla Road’da Seduction, Tiger veya herhangi bir Go Go bara girmeden,
  • Krabi tarafına gitmeden dönmeyin.

İyi tatiller…