Dünyanın en güzel yerlerinden birisi olan Maldivler’e gitmek herkesin hayali olsa gerek. Bu hayali gerçekleştirenler şanslı, henüz gerçekleştiremeyenler ise daha şanlı diyebilirim. Çünkü alın size en ince ayrıntısına kadar düşünülüp, bizzat yerinde gözlemlenip, o havayı soluyarak edinilen tecrübeleri içeren “Maldivler’e gideceklere dikkat” listesi.

Bu listede yazılanları bilerek Maldivler’e gitmek, kendinizi daha iyi hissetmenize neden olacaktır düşüncesindeyim 🙂

 

  • Mevsim: Minik minik adacıklardan oluşan bu güzel ülkeye gitmeye karar verdiniz. İlk bakmanız gereken husus, gitmeyi planladığınız tarihlerdeki mevsimin nasıl olacağı olmalı. Maldivler’de yıllık ortalama sıcaklık 30 °C. Sıcaklıkta sorun yok, her daim hava oldukça sıcak ve yüzmek için ideal. Dikkat edeceğimiz hususlar ise özellikle yağmur ve güneş ışığı. Yağışın en çok görüldüğü aylar ise Mayıstan Kasıma kadar olan dönem. Şimdi akıllara şakır şakır saatler süren yağmur gelmesin, gün içerisinde aralıklı olarak başlayan, çok da uzun olmayan bir yağmur bu. Yağmurun yağmadığı saatlerde ise yine okyanusun ve güneşin keyfini rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Aynı zamanda bu aylar süresince güneş ışığı ortalama 7 saat olarak ölçülmektedir. Yani hava çok da kapalı sayılmaz 🙂 Aralıktan Nisana kadar olan dönem ise yağışsız dönem ve güneş daha fazla parıldamakta (ortalama 8-9 saat güneş ışığı). Yağışsız dedin, gittik yağmur yağdı demeyin. Meteoroloji bu 🙂

 

  • Yüksek/düşük sezon: Tabi ki Maldivler’e kadar gitmişken kimse kapalı bir hava ve yağan yağmur istemez. Bu yüzden yukarıda da belirttiğim üzere; Mayıstan Kasıma kadar olan dönem, düşük sezon. Aralıktan Nisana kadar olan dönem ise yüksek sezon. Yalnız burada şunları da hemen belirtelim. Aralık-Ocak-Şubat özellikle çok yüksek sezon, Mart ve Nisan ise bu üçlüye oranla bir çıt aşağıda yüksek sezon olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca özellikle Avrupa’da tatil dönemi olan Ağustos ayı, düşük sezonun tam ortasında olmasına rağmen, sırf Avrupalıların tatilde oluşu ve tercih sebepleri olmasından dolayı, nispeten diğer (düşük sezondaki) aylara oranla yüksek sezon muamelesi görmektedir.

 

  • Uçak bileti: Belki de birçoğumuzun gitmesine engel olan husus da işte budur. Ne kadar pahalı değil mi? Evet öyle pahalı ama sezonlara göre takip edip, belli bir süre öncesinden alınacak biletlerle bu sıkıntıyı bir nebze olsun azaltabilirsiniz. Sadece direkt uçuşlara bakmamakta fayda var. Biz Dubai’den Hindistan aktarmalı olarak çok komik bir fiyata gitmiştik. Bu tarz aktarmalı uçuşları da değerlendirmenizi tavsiye ederim. Veya benim fazla milim veya puanım var derseniz lafım yok 🙂

 

  • Otel: Yüzlerce adacıktan oluşan bu cennette binlerce otel bulunmakta. Çok ucuzdan, acayip pahalıya seçenekler de mevcut. Peki, neden bu fiyat farkı? Nasıl oluyor da bazı oteller ülkemizdeki bazı otellerden bile daha ucuz olabiliyor? Hemen açıklayalım. Bildiğiniz üzere Maldivler müslüman bir ülke ve Suudi Arabistan’dan sonra nüfusunun tamamının müslüman olduğu tek ülke. Bu sebeptendir ki yerel halkın yaşamakta olduğu adacıklarda bulunan oteller de haliyle ucuz. Çünkü bu adalarda bulunan plajlarda ve toplu alanlarda bikini giymek veya slip mayo giyilmesi yasak! Aynı zamanda alkol tüketimi ve çok masum dahi olsa öpüşmek de kesinlikle kanunlara aykırı. Ucuz olsun diye detay araştırmayıp, Maldivler’e kadar gidip de gönül rahatlığıyla güneşin ve okyanusun tadını çıkarmadan gelmeyin.

 

  • Otel transferi: İşte belimizi büken bir diğer arkadaş sahnede. Zaten zar zor oralara kadar gitmişiz bu da nereden çıkıyor değil mi? Maalesef konaklayacağınız otele ulaşmanın iki yolu var. Denizyolu veya havayolu. Eğer otelinizin bulunduğu ada çok uzak değilse sürat tekneleriyle ve havayoluyla, uzaksa sadece havayoluyla transfer söz konusu. Bir süre öncesine kadar birçok otelde transfer ücrete dâhildi ama an itibariyle bu sayı yok denecek kadar az ve oteller bu hizmeti ekstra olarak sağlıyorlar. Hal böyle olunca uzakta bulunan o cennetten köşelere gitmek için neredeyse bir Türkiye-Maldivler bilet ücreti kadar daha ücret vermek zorunda kalınıyor. Seçeceğiniz otelde en çok dikkat edilecek hususlardan birisi de bu olmalı. Bu bilgiyi okumadan, göz ardı etmeden sakın ola gitmeyin. Gitmeyin ki ilk günden moraliniz bozulmasın. Bu arada transfer için otele varışınızdan belli bir süre öncesinden uçuş bilgilerinizi otele iletmeniz gerekmekte bunu unutmayın. Bu sayede onlar da planlamalarını ona göre yapmaktalar. Eğer belli bir saatin sonrasına kalırsa gelişiniz sizi ertesi güne planlayabiliyorlar. Bunu öğrenerek Maldivler’e olan uçak biletinizi almanızda fayda var. Bazı büyük adalarda ise otelinize transfer planlamanızı bu siteden http://www.atolltransfer.com yapabilirsiniz. Şimdi transfer hizmetinin pahalı olduğu uzak adalardaki güzel otellerin fiyatlarının neden makul olduğunu daha iyi anladınız değil mi?

 

  • Vergiler: Turizmden beslenen bu ülkeyi ayakta tutan en önemli gelir kaynaklarından birisidir vergiler. Anlamazsınız bile nerede ne kadar ödediğinizi. Çünkü otelinizi ayarlama esnasında dikkat etmemişsinizdir altta yazan ufacık yazılara. Hangi verginin dahil, hangisinin hariç olduğunu yazan o değerli bilgilere. Yapmayın! Bakmadan geçmeyin. Orada yazan KDV, çevre harcı, hizmet masrafı, tesis masrafı gibi kalemlere dikkat edin.

 

  • Yılbaşı/gala yemeği: Eğer seyahatiniz yılbaşı gecesine denk geliyorsa, birçok otelde katılımın zorunlu olduğu gala yemeği gibi bir hizmetin, uygulamanın olduğunu bilmenizde fayda var.

 

  • Otel konseptleri: Şunu belirtmek isterim, ufacık adalara balık ve Hindistan cevizi dışındaki her şey uzak ülkelerden ithal edilerek getirilmekte. Hal böyle olunca da fiyatları bariz fazla. Bu sebeple karşılaşacağınız fiyatlara önceden hazırlıklı olun. Yani şu şekilde bir yanılgıya düşmeyin. Hmm otel, kahvaltı dâhil bu fiyat, tam pansiyon şu fiyat. Arada epey fark var, ben en iyisi kahvaltı dâhil alayım. Oraya gidince cebimden harcayarak diğer öğünleri yerim. Yapmayın, büyük bir yanılgı! Bu şekilde bir düşünce size daha pahalıya mal olacaktır.

 

  • Oda konseptleri: Su üstü olsun, su üstü olsun! Elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama bu konuyla ilgili şuraya birkaç şey yazmam gerek. Oda tiplerinden en pahalısı doğal olarak su üstünde bulunanlar. Peki, bu kadar pahalı olmayı hak ediyor mu, bence hayır. Nedenini hemen kendimden örneklerle yazıyorum. Biz bungalov tipi odada kaldık. Su üzerinde değildik ama suya 3 metre mesafedeydik. Adada 1 adet restoran olduğundan biz de aynı restorandan faydalandık, su üstünde kalan kişi de. Su üstünde kalan kişi o güzelim bembeyaz kumlara erişmek için bizim odamızın önündeki sahile gelmek zorundaydı, biz de orada güneşleniyorduk. Su altı zenginliklerini keşfetmek içinse biz ve su üstünde kalan kişilerin yüzdüğü alanlar da ortaktı. Akşam eğlencesi veya bar için bizimle aynı yere geliyorlardı. Yani sürekli yan yanaydık. Buradan şu sonuca varmıştım. Bizden tek farkları, odalarının su üzerinde olması ve odalarının hemen önünden suya atlamaları. Karar sizin 🙂

 

  • Güneş yanığı: Tam olarak ekvatorda bulunan bu ülkede bizim yaptığımız gibi yapmayın. Kendinizi gider gitmez güneş altına atmayın. Yoksa bizim gibi iki gün pancar gibi gezersiniz. İlk andan itibaren güneş kremlerinizi kullanınız. Sanmayın ki bir şey olmaz, cayır cayır yanarsınız farkında olmadan. Mutlaka çok faktörlü kremler veya ilk günlerde azar azar güneşte bulunun. Emin olun su içerisinde dahi yanıyorsunuz. (test edilip onaylandı)

 

  • Deniz ayakkabısı: Muhteşem su altı zenginliğinden başınız dönüp basmaya yeltendiğiniz o resifler ayağınızı bir jilet gibi kesebilir. Buna engel olmak için kesinlikle deniz ayakkabısı kullanmanızı tavsiye ediyorum.

 

  • Gümrük kuralları: Daha ülkeye girerken canınızın sıkılmaması için şunları yanınızda bulundurmayın. Her türlü pornografik materyaller, çıplak veya yarı çıplak fotoğrafların olduğu dergiler (cosmopolitan bile), alkol (free shoptan alınanlar dahi yasak), üzerinde sağlık uyarısı olmayan tütün ürünleri, her türlü uyuşturucu, domuz eti veya ürünleri, herhangi bir dinle alakalı yazıtlar (İncil dâhil) Ülkeden ayrılırken de her türlü deniz objesinin (resif, deniz kabuğu, denizden çıkardığınız bitki, batık vb.) yanınızda olmaması gerekmektedir.

 

  • Balıkları beslemek: Benim gibi birazcık ekmek ile suya girip de hayatınızda ilk kez gördüğünüz ve nasıl tepki vereceğini bilmediğiniz balıkları beslememenizi öneririm. Yok, hayır bana bir şey olmadı ancak, oteldeki başka bir turiste “trigger fish” denen bir balık saldırması vakası yaşandı. Tırstım.

 

  • Ramazan ayı: Yukarıda da ifade ettiğim gibi tamamının Müslüman olduğu bir ülkede ramazan ayında yeme içme doğal olarak yok denecek kadar azalmakta. Eğer tatil planlarınız bu aya denk gelecekse kapalı dükkânlara ve hatta bazı otellerde oruç zamanı hizmet verilmemesine hazırlıklı olmalısınız.

Duyduğunuz bu heyecanı gerçekten fazlasıyla hak eden bu yeryüzü cennetine gitmeden bilmenizin faydalı olacağını düşündüğüm liste bu kadarcık. Aklınıza takılanlara çözüm olduğunu düşünüyor ve artık tek yapmanız gereken vereceğiniz pozları düşünmenizi diliyorum.

İyi tatiller.