İzlanda…

Uzaya gitmek ister miydiniz? Çok mu imkânsız geldi? O zaman İzlanda’ya gidin, bu dünyadan olmadığını kesinlikle anlayacaksınız…

Aslında soğuk olur kuzey, evlerde cephe olarak bile tercih edilmez. Güney gibi içini ısıtmaz telaffuz edildiğinde. Ta ki kuzeyi yerinde görene, kuzeydekileri yerinde izleyene kadar…

“Neden İzlanda?” sorusuyla başlayalım. Atlantik Okyanusu’nun ortasında, tek başına bulunmak nasıl bir his? Sen de diğer kuzey ülkelerinin sahip olduğu güzelliklere sahip misin? Avrupa hava sahasını kapatacak kadar doğa üstü olaya ev sahipliği yapmak nasıl bir şey? Kutup değilsin ama üzerinde buzullar var! Peki ya buruşturulmuş kağıdın yeniden düzlenmesine benzer coğrafyaya sahip olmak! Bu ve bunlar gibi kafanızda birçok soru geziniyorsa ve üstüne de; “The Secret Life of Walter Mİtty” filmini izlerseniz, İzlanda’ya gitmek için daha fazla vakit kaybetmemeniz gerektiğini anlarsınız.

Yapılacaklar içerisinde ilk iş vize. İzlanda vize istiyor mu? Evet, İzlanda’ya giriş yapabilmek için ülkemiz vatandaşlarına vize gerekiyor. Avrupa Birliği üyesi olmamasına karşın, bir schengen ülkesi olduğundan schengen vizesi ile girişe müsaade ediliyor. Vize işlemleri de İzlanda’nın ülkemizde temsilciliği bulunmadığından Danimarka Büyükelçiliği tarafından yapılıyor.

İzlanda’ya ülkemizden direkt uçuş henüz bulunmuyor. Bağlantılı uçuşla ülkeye ulaşmak mümkün. En iyi iki alternatif ise; Kopenhag ve Oslo. En uygun ve kalkış saati olarak en uygun uçuşlar Kopenhag’tan. Kopenhag’tan yaklaşık 3 buçuk, Oslo’dan yaklaşık 3 saatlik uçuşlarla ulaşabiliyoruz.

Uçağın yere yaklaştığı esnada eğer gözünüze koyu yeşil ve kömür karası renkler içerisinde asimetrik yeryüzü şekilleri çarpıyorsa doğru yere geldiniz, bu değişik yer İzlanda.

Havalimanı çok ufak ve şirin. Direkt uçuş olmamasından ve bir schengen bölgesinden gelmenizden ötürü pasaport kontrolü yapılmadan ülkeye girebilirsiniz. Ek olarak schengen bölgesinden geliş yaptığınız için pasaportunuza İzlanda damgası vurdurmak mümkün değil. Eğer böyle bir hayaliniz varsa bunu unutmanızı tavsiye ederim. Bu arada havalimanında ücretsiz internet var. İlk etapta ihtiyaçlarınızı kolayca karşılayabilirsiniz.

Diğer kuzey ülkeleri gibi İzlanda da pahalı bir ülke. Bunu henüz havalimanından ayrılmadan anlayabilirsiniz. Kullanılan para birimi İzlanda Kronu. Yanınıza alacağınız Amerikan Doları, Danimarka Kronu, Norveç Kronu veya Euro’yu kolaylıkla çevirebilirsiniz. Kredi kartı kullanımı ise son derece yaygın. En ufak işletmelerde dahi kredi kartınızı rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Havalimanı ile başkent Reykjavik arası yaklaşık 50 km. Ulaşım için alternatifler; ülkemizdeki gibi otobüsler, taksiler veya araba kiralamak. En ekonomik olanı otobüsler. (biletlerini ya gelmeden internet üzerinden ya da havalimanında bulunan gişelerden temin edebilirsiniz) Bu arada otostop imkanınız olduğunu da unutmayın. (İzlanda, otostop yönteminin en çok kullanıldığı ülkelerden birisi. Bunu bir nevi sosyal sorumluluk projesi gibi görüyorlar) Yolculuk yaklaşık bir saat sürüyor. Güzergah boyunca volkanik kalıntıların yol kenarlarındaki oluşumlarını, değişik bitki örtüsünü ve tuhaf kuşları görerek, farklı bir yere geldiğinizi henüz ilk dakikalarda anlayabilirsiniz. İzlanda’da konaklama için birçok alternatif mevcut. Çok lüks oteller/hostellerden harika tasarımlı evlere, sayısız kamping alanlarından, yerel insanların yanına kadar her kesime ve bütçeye göre kalacak yerinizi ayarlayabilirsiniz. Biz tercihimizi evden yana kullanıyoruz. Sebebi ise, hem en ekonomik oluşu hem de bu kuzey insanlarının nasıl olduklarını ve nasıl evlerde yaşamlarını sürdürdüklerini yakından görebilmek.

İzlandalılar, “kuzey insanları soğuktur” kalıbına asla uymayan son derece iyimser ve güler yüzlüler. Biz Türk’leri de özellikle merak ediyorlar. Sebebi ise 1600’lü yıllarda yaşadıkları olumsuz olaylardan dolayı, İzlanda’da Türk öldürmek serbestîsini tanıyan, 1970’lerde kaldırılan yasa. Kaldırıldığına göre gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz 🙂

Genel bilgileri aktardıktan sonra gelelim bu güzel ülkeyi gezmeye.

Reykjavik

Başlangıç noktası olarak Reykjavik oldukça güzel bir alternatif. Son derece modern, temiz, sade ve düzayak olan bu şehri yürüyerek bir günde kolaylıkla gezebilirsiniz. Mevsim olarak en yüksek sezon olan uzun yaz günlerinde gelseniz bile, şehir öyle sandığınız kadar kalabalık değil. Çünkü İzlanda’ya gelen insanlar şehirden çok doğası için geldiklerinden merkezde değiller. Reykjavik’te görülecek yerlerin başında, farklı mimarisi ile Hallgrímskirkja kilisesi geliyor. Şehrin en yüksek yapısı olduğundan, her yerden gözünüze çarpacaktır. Bu harika kilisenin tepesine çıkıp eşsiz Reykjavik manzarasını seyredebilirsiniz. Kilisenin ardından, Laugavegur Caddesi, Harpa Sanat Merkezi, Perlan Binası ve Sun Voyager anıtı da görülmesi gereken diğer yerler arasında. Ayrıca Reykjavik içerisinde harika restoranlar, kafeler ve barları da bulabilir; çok güzel hediyelik eşyalar da alabilirsiniz.

Reykjavik dışına çıkma zamanı. Ülke genelini dolaşan ve “Ring road” adı verilen halka şeklinde bir yol tüm gezi planlarının temelini oluşturmakta. Bu yoldan hiç sapmadan giderseniz, tüm ülkeyi baştan aşağı gezebilir, başlangıç noktanıza dönebilirsiniz. İzlanda’da iki farklı yol mevcut. Ulusal ve diğer yollar olmak üzere. Ring road ise ulusal yol ve tüm araçlara açık. Ring road güzergahını takip ederken sağlı sollu ayrılan diğer yollardaki güzellikleri görmeyi ihmal etmeyin. Eğer gitmek istediğiniz güzergah ulusal yol ve kiraladığınız araç 4X4 değilse, bu diğer yollara (F roads) girişiniz yasak. F roads’tan kasıt, arazi yolları. Giriş serbest olsa dahi aracınızın ilerleyemeyeceği kötü yollar. Üzerinde asfalt olan, trafik işaret ve işaretçilerinin bulunduğu tüm yollara normal araç ile girebilirsiniz. Buradan da anlaşılacağı üzere İzlanda’yı gezmenin en güzel yolu araç kiralamak veya otostop ile ulaşım. Araç kiralayabileceğiniz sayısız firmanın yanında daha önce örneğine pek rastlamadığım, yerel halkın araçlarını da kiralayabileceğiniz imkânlar bulunmakta. www.carrenters.is adresinde, yerel insanlardan kiralayabileceğiniz araçları görebilirsiniz. Toplu ulaşım yok mu sorusu akıllara gelmiş olabilir, elbette mevcut ama bir noktadan diğer noktaya gittiklerinden ve o güzergah esnasında onlarca güzelliği pas geçtiklerinden dolayı pek turistlere uygun değil. (Şu hususun altını çizmekte fayda var, eğer sıkı bir karavan tutkunuysanız, İzlanda’da bu zevkinizi en güzel şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Önemli olan, erken rezervasyon!)

İzlanda’da hava durumu nasıl?

İzlanda’da sizi en çok yanıltabilecek şeylerden birisi çok kısa zamanda değişebilen havası. Eğer siz de daha gitmeden şu gün şuraya, şu gün buraya giderim diye benim gibi plan yapanlardansanız, burası için durum biraz farklı. Gitmeyi düşündüğünüz yerin hava durumunu, öncesinde kontrol etmeniz hayati öneme sahip. Tavsiyem, İzlanda’ya gittiğinizde, bulunacağınız günlerin hava durumunu ayrıntılı bir şekilde incelemeniz. Meteoroloji sistemleri çok gelişmiş ve neredeyse hatasız tahminlerde bulunuyorlar. Hava ise bölgeden bölgeye büyük farklılıklarda olabiliyor. Planlarınızı esnek tutarak, olumsuz hava şartlarının olduğu yerler yerine güzel olan yerleri uygulamaya koymanız sizi daha mutlu edecektir. 

İzlanda için en güzel rotalar

GOLDEN CIRCLE

Reykjavik’ten yaklaşık 1 saat uzaklaştığınızda dâhil olacağınız ve rota üzerinde birden fazla sürpriz barındıran keyifli bir güzergâh olan “Golden Circle” ile turunuza başlayabilirsiniz. Bu yol esnasında karşılaşacağınız ilk nokta Thingvellir milli parkı. Burası iki tektonik plakanın birbirinden derin yarlarla ayrıldığı geniş bir yer. Ülke tarihinde önemli bir yere sahip. Ülkenin ilk parlamentosunun, parktaki İzlanda bayrağının bulunduğu yerde oluşturulmasından ötürü İzlandalılar açısından da oldukça önemli. Milli parkı, tarihi kalıntıları ve o şirin kilisesini gezebilirsiniz.

İkinci durağımız ise, doğanın bize sunduğu müthiş bir sürpriz olan Gayser’ler. 80-100 °C derecede, yer altının derinliklerinden gelen basınçlı suyun, her 5-10 dk arası bir sürede, yaklaşık 75-100 metreye kadar gökyüzüne doğru fışkırması olayı. Sanki yer altında bulunan bir su tabancasından yukarı doğru ateş edilmesi gibi. Bölgede birbirinden farklı yerlerde irili ufaklı gayserleri bulmak mümkün. Bunlardan en büyük ikisi; Geysir ve Strokkur. En güzel görsel şovu da bu ikisini izleyerek elde edebilirsiniz.

Güzergah üzerinde sizi bekleyen bir diğer güzellik ise muazzam büyüklükteki Gulfoss Şelalesi. Farklı seyir yerlerinden kendisini izlettirme fırsatı tanıyan bu şelalenin yanına kadar gidebilirsiniz. İçerisinde oluşan gökkuşağının fotoğrafını çekmeden dönmeyin. Eğer şelaleleri çok seviyorsanız rota üzerinde Bruarfoss ve Faxi (Vatnsleysufoss) şelalelerini de ziyaret edebilirsiniz.

Golden circle rotasının sunduğu bir diğer güzellik ise Kerid krater gölü. Bu volkanik krater gölünün etrafında yürüyebilir, masmavi suyun, çevresindeki kırmızı toprakla yaptığı kontrastına hayran kalabilirsiniz.

BATI

Bizim için bugün batı İzlanda havası güneşli veya daha uygun diyerek batıya doğru gittiğinizde, üzerinde fok balıklarını görebileceğiniz Ytri Tunga Sahili sizi bekleyen ilk nokta. Burada fok balıklarını izleyerek, Arnarstapi yerleşim alanınına doğru devam edebilirsiniz. Buradaki Gatklettur noktasından manzarayı izleyebilir, martı yuvalarını yakından görüp, taştan yapılmış Bardar saga anıtını ziyaret edebilir son olarak da liman önündeki seyir terasından harika manzarayı hafızalara kazıyarak yola devam edebilirsiniz. Volkanik tüfler arasından yürüyerek ulaşabileceğiniz Djúpalónssandur sahili görülmeye değer bir şekilde sizi bekliyor. Yolculuğunuza devam ettiğinizde, batı İzlanda’nın en popüler noktalarından birisi olan Kirkjufellsfoss Şelalesi ve ardında yükselen Kirkjufell Dağı’nı görebilirsiniz. Eğer süre kısıtınız varsa İzlanda batısı için en fazla vakti buraya harcamanızı tavsiye ediyorum.

GÜNEYBATI

Güneybatıya yöneldiğinizde, Keflavik Havalimanı’na gider gibi ilerleyerek, Gardur Deniz Feneri ve Hafnir Kilisesi’ne ulaşabilirsiniz. Fotoğraf severler için harika yerler. Bol bol fotoğraf çekip, ardından Avrupa ve Amerika platolarının birbirinden ayrıldığı yer olan Midlina’yı ziyaret edebilirsiniz.  Kulağa gerçekten çok farklı geldiği kesin. Gördüğünüzde ise ne kadar farklı bir yer olduğunu kolayca anlayabilirsiniz. Yarık üzerindeki köprüden geçip, köprünün altına inip, siyah kumlarla oynayıp farklılığın tadını çıkarabilirsiniz.

Üzerinde sıcak su buharlarının tüttüğü Krysuvik’i yine bu güzergahta görebilirsiniz. Sanki yer altında bir fabrika var ve bunlar da bacaları. Ülkenin tamamının bu şekilde fokur fokur kaynamasının şüphesiz en güzel örneği ise Blue Lagoon. Yer altından gelen kaynar suların oluşturduğu ve adını sahip olduğu mavi renkten alarak doğal bir havuz olan, İzlanda’nın göz bebeği bu mavi lagün, Raykjavik’e 50 dakikalık mesafede sizi bekliyor. Blue Lagoon; yerel halkın düzenli geldiği, hatta bazı doktorların tedavi için tavsiye ettiği jeotermal bir kaplıca. Ayrıca sadece yerel halk değil, dünyanın her tarafından sadece burası için gelen insanlar da mevcut. Barındırdığı silica denen kilin faydalı olduğu söyleniyor. Çok modern bir tesise sahip bu yerin esas mevsimi ise yaz değil kış. Buz gibi havada, yağan karın altında, sımsıcak havuzda, buharlar arasında bulunmak ayrı bir güzel olsa gerek. Blue Lagoon için önceden rezervasyon yaptırmayı ve burası için yanınıza mayo ve bikinilerinizi almayı unutmayın.

GÜNEY

Sıra geldi güneye, belki de İzlanda’nın en büyülü yerlerini keşfetmeye. Güneye hareketle Seljalandsfoss Şelalesi size; “güneye hoş geldiniz!” diyerek taa uzaklardan sizi karşılayacaktır. Karşıdan görünüşü çok süslü olan bu şelalenin en güzel tarafı ise arkasından geçilebiliyor olması.

Eğer sıkı bir tırmanışçı ya da yürüyüşçü iseniz, 2010 yılındaki patlamayla tüm Avrupa hava sahasının bir süre kapanmasına neden olan ve adının sadece İzlandalılar tarafından doğru telaffuz edilebilen Eyjafjallajökull Yanardağı’nı ve buzulunu, Seljalandsfoss şelalesinden sonra ziyaret edebilirsiniz. Değilseniz, hemen yol kenarında bulunan, patlama anında amatör kameralarla yapılan çekimler sonucu oluşturulan film vb. fotoğrafları bulabileceğiniz Eyjafjallajökull Erruption Center tam sizlik.

Rotanızda ilerlerken eski İzlanda’lıların yaşadıkları Rutshellir Mağarası, ardından da ülkenin en güzel şelalelerinden biri olan Skogafoss sizi bekliyor. Şelalelerin bolca bulunduğu ülkede hem genişliği hem de yüksekliği ile en güzellerinden birisi olan bu şelaleyi, hemen yanındaki merdivenlerden yukarıya çıkarak üstten görme fırsatı yakalayabilirsiniz.

Eğer bana şelale yetmedi ve daha az bilinen ve yine arkasından geçebileceğim başka bir şelale yok mu derseniz Kvernufoss Şelalesi’ni, Skogafoss’un hemen az ilerisinde mutlaka ziyaret etmelisiniz. Bu arada şelale ziyaretlerinden yorulduysanız, İzlanda’nın ilk havuzlarından Eystri Skogar doğal havuzu dinlenmeniz için yine bu güzergahta güzel bir seçim. Güzergahınızda yola devam ederken Solheimasandur Plane Wreck fotoğrafseverler için harika bir nokta. Simsiyah kumsal üzerinde duran bu uçak enkazı, ülkenin en ikonik simgelerinden.

İzlanda’da yaşayan Puffin adındaki şirin mi şirin balıkçıl kuşları en yakından görebileceğiniz tek yer olan Dyrhoaley’de sıra. Ana yoldan ayrılarak ulaşacağınız bu gizli mabette, puffinlerin yuvalarına yaklaşıp, ağızlarında balıklarla hızlı hızlı uçtuklarına tanık olabilirsiniz. Bu şirin kuşlar gerçekten işi biliyor, çünkü yuvalarını o kadar güzel bir yere kurmuşlar ki, sürekli siyah kumların oluşturmuş olduğu, inanılmaz güzellikteki Reynisfara Beach’i izleyip duruyorlar. Bu büyüleyici manzarayı yukardan görüp, kısa bir sürüşle üzerine ayak basmayı asla ihmal etmeyin. Reynisfara Beach’in siyah kumsalının yanında, sanki legoları üst üste koymuşçasına sıralı bazalt kayalar emin olun daha önce hiç görmediğiniz yerlerden. Yolunuza devam ettiğinizde karşınıza çıkacak olan Vik Kasabası’nı ve harika manzaraya sahip kilisesini mutlaka ziyaret edin.

Vik sonrası, ilk paragrafta söylediğim gibi size uzaydasınız hissi yaratacak en güzel yerlerden birinde sıra; Fjadrargljufur Kanyon’u. Sahip olduğu derinlik ve muhteşem panaromik manzarasıyla başınızı döndürebilir güzellikte sizi bekliyor. Kanyonun güzelliği ile başınız dönmediyse, Svartifoss Şelalesi ile kesin bu hissi yaşarsınız. Bazalt kayaların muazzam sıralanışı ve üzerinden akan gürül gürül suların oluşturduğu bu şelale tam bir masaüstü ekran görüntüsü. Ulaşımın biraz uzun olduğu bu şelaleyi görmezden gelmemenizi tavsiye ederim.

Eğer buz mağarası nedir, bu sadece film stüdyolarında olur diye düşünenlerdenseniz, ülkenin belki de en merak edilen yerlerinden biri olan buz mağaralarını bu güzergahta bulabilirsiniz.

Jökülsarlon. İzlanda’nın bizlere sunduğu sıra dışılıklardan bir diğeri. Avrupa’nın en büyük buzulu olan Vatnajöküll’den kopup gelen dev buz parçalarının önünüzden geçerek okyanusa karışmasını izleyebilir, kimine de yanı başınızdaki sahile vurmasıyla dokunabilirsiniz. Simsiyah kumsal üzerinde elmas parlaklığında duran ve yarattıkları kontrastla ziyaretçilerini büyüleyen bu yerden uzun süre ayrılamayabilirsiniz, planlarınızı ona göre yapmanızda fayda var.

DOĞU

Doğuya gittikçe birbirinden güzel balıkçı kasabaları sizi şirinlikleriyle kendilerine çekiyor olacaktır. Bu balıkçı kasabalarında lezzetli deniz ürünlerini tadarak, Viti Krater Gölü’nü, Hengifoss Şelalesi’ni ve Laugarvellir jeotermal havuzu ziyaret edebilirsiniz.

Son dönemde internette en çok dolaşan İzlanda fotoğraflarından birisi olan Studlagil Kanyonu’nu da mutlaka ziyaret etmenizi hatırlatırım. Özenle kesilmiş hissi yaratan bazalt kayaların yanında durarak bir kez daha bu dünyada olmadığınız hissine kapılabilirsiniz.

Aynı zamanda yol boyunca size eşlik edecek buzulları görmezden gelmemeniz gerektiğini unutmayın.

KUZEY

Ring Road’dan kuzeye devam ettiğinizde İzlanda’nın en büyük ikinci şehri olan Akureyri sizi bekliyor olacaktır. Burada da konaklayabilir Reykjavik kadar olmasa da her ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Kuzeye gelmişken İzlanda’nın en büyük şelalesi olan Dettifoss’u görebilirsiniz. Bunun yanında Godafoss Şelalesi’ni de listenize eklemeyi unutmayın. Ayrıca, Akureyri’nin karanlık kış aylarında çok iyi bir kuzey ışığı izleme noktası olduğunu belirtmekte fayda var.

Zaman ve bütçeniz uygun olursa Akureyri’de balina izleme turlarına katılabilirsiniz. Kambur balinaları en iyi görebileceğiniz yerlerden birisi.

Kuzey Işıkları

Eğer seyahatiniz kuzey ışıkları dönemine denk geliyorsa, İzlanda, bu harika doğa olayının belki de izlenebildiği en güzel yerlerden birisi. Gulf Stream akıntılarının ülke yakınından geçmesinden dolayı, kuzey ışıklarının görüldüğü diğer tüm ülkelerden daha az soğuk. Ortalama -5 ila -10 arasında olan hava sıcaklığı ile, çok üşümeyeceğiniz bir güzergah. Geçtiği varsayılan Aurora Oval’in de tam ortasında bulunmasından dolayı kuzey ışıklarını görebilme şansınız oldukça fazla.

Kuzey ışıklarının görülebilmesi için en önemli etkenlerden bir diğeri ışık kirliliğinin olmayışı. İzlanda’da başkent Reykjavik dışında çok az insanın dağınık bir biçimde yaşamasından ötürü ışık kirliliği neredeyse yok denecek kadar az. Bu nedenle, kuzey ışıklarını net bir şekilde görebilmek için Reykjavik dışında kısa bir sürüşle ulaşabileceğiniz karanlık yerleri kolayca bulabilirsiniz.

Bunların yanında İzlanda’yı havadan görmek isterseniz, bu imkanı sağlayan birçok helikopter firması mevcut. Doğru orantılı olarak fiyatları da oldukça yüksek. Ama bu güzel ülke için sonuna kadar değer diyebilirim.

Ülkenin sahip olduğu tüm güzellikleri görmek için galiba uzun bir süreliğine orada yaşamak gerekmekte. Bunun mümkün olmadığı durumlarda da en azından birçoğunu görebilmek için iyi bir gün planlaması yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü artan turist potansiyeliyle İzlanda’nın her dönem yüksek sezon yaşanılan bir yer haline geldiğini aklınızda bulundurun.

Yapmadan dönmeyin: Blue Lagoon’a girmeden, Köpekbalığı veya balina eti tatmadan, Puffin/balina görmeden, en az iki şelale keşfetmeden, Gayser’leri ziyaret etmeden, buz parçalarına dokunmadan.

İyi seyahatler.