Birleşik Arap Emirlikleri…

Dedik ki bir rota çizelim, hem soğuk olan sömestr günlerinde sıcağı, güneşi doya doya yaşayalım, içimiz ısınsın, hem alışveriş yapabilelim, hem çok uzak olmasın, hem vizesi bizi çok uğraştırmasın, hem de daha önce gördüğümüz yerlerden farklı bir yer olsun  🙂

Tüm bu parçaları bir araya getirdiğimizde bir de ne görelim; cevap: Dubai… Hemen telefona sarılarak, orada yaşamakta olan ve zaten yıllardır bizi davet eden, çocukluk arkadaşım Sabri’ye müjdeyi verdim 🙂

Tamam! işin en zor olan kısmını halletmiştik. Bundan sonrası internet ve biraz araştırma. Haritaya bakar bakmaz Dubai’nin güzel bir seyahat rotasında olduğunu fark ettim. Maldivler yolu üzerinde! Özlem’in en büyük hayallerinden birisi olan Maldivler için de güzel bir sebep olacaktı Dubai bize.

Eğer ki siz de günün birinde Maldivler’e gitme planı yapıyorsanız, Dubai sizin için harika bir yer. Hem yolunuz üzerinde yeni ve sıra dışı bir uğrak noktası, hem de Dubai’den Maldivler’e sayısız ve makul uçuş alternatifi mevcut. Bu güzelliği sayesinde daha gitmeden sevdik Dubai’yi 🙂 Hemen kollar sıvandı ve hazırlıklara başlandı.

İlk konumuz vize. Var mı, yok mu? Birleşik Arap Emirlikleri’ne girebilmek için vize şart. Ama işin güzel yanı, öyle zahmetli bir süreçten geçmeden, online olarak vizenin alınabilmesi.

Ülkemizden, Birleşik Arap Emirlikleri’ne giden birçok hava yolu firması ve turizm şirketleri vize için size yardımcı olabiliyor. Parasını ödeyip, pasaport ve fotoğrafınızı taratıp gönderdiğinizden kısa bir süre sonra vizeniz mail adresinize geliyor. Tek yapmanız gereken, vizenizin renkli çıktısını alıp ülkeye giriş esnasında ibraz etmeniz. Vize evraklarımızı gönderdik ve kısa bir süre sonra onaylanarak mailime gönderildi.

Sırada uçak bileti var. Yolculuk yaklaşık 4 buçuk saat sürüyor. Uçuşlar genelde direkt, aktarmasız olarak yapılıyor. Ülkemizden de epey bir firma alternatifi mevcut. O dönem en ucuz olan Pegasus Havayolları’ndan biletlerimizi alıyoruz.

Kışın yaza gidecek olan Özlem, heyecanla çanta hazırlama telaşına çoktan girdi. Esasen Dubai için değil Maldivler için hazırlık yapıyor olsa da, yine de heyecanlı. Hava sıcaklığı kasım ve mayıs aralığında oldukça güzel, diğer dönemlerde de güzel ama aşırı sıcak.

Ocak sonunda gidiyor olmamızdan dolayı da keyfimiz yerinde. Tabi çanta hazırlarken kafamızı kurcalayan birtakım sorular gelmiyor değil. Ya acaba öyle rahat rahat elbise, şort, askılı, bikini giyebilecek miyiz? Hemen olay yerinde yaşamakta olan Sabri’ye danışarak kendimizi rahatlatıyoruz. Yerel halk için birtakım zorunlulukların olduğunu ancak yabancılar için sorun teşkil etmediğini öğrenip, kaldığımız yerden çantalarımızı hazırlamaya devam ediyoruz.

Gitme vakti geldi, akşam biniyoruz uçağımıza, 4buçuk saat yol ve 2 saatlik bizden ileride olmaları zaman farkı ile sabahın ilk ışıklarında ve serinliğinde iniyoruz. Hava 18 derece. Hani nerede sıcak hava diye soruyoruz, ee sonuçta çöl iklimi hâkim. Gece ve gündüz arasında çok fark var. Gündüzleri aşırı sıcak, geceleri ise serin. Sorun yok, sonuçta Ankara’dan sıcaktayız 🙂

Konaklama için arkadaş seçeneğini kullandığımızdan baya şanslıyız bu sefer. Ancak her ihtimale karşın konaklama alternatiflerini de araştırmıştım. Başlıca geliri turizm olan Dubai’de herkese ve her keseye göre seçenekler mevcut. Otellerin yanı sıra, ev seçenekleri de oldukça başarılı. Daha önce kaldığınız evlere benzemeyen yerleri, bu şehirde bulmak mümkün.

Mesela biz eğer arkadaşımızın yanında kalmayacak olsaydık, 77. Katta, bulutların üzerinde kalacağımız bir evi çoktan tutacaktık ama işte arkadaş sevgisi 🙂 Bunun gibi bulutların üzerinde veya her türlü imkânın sunulduğu bir rezidansta bulunan bir dairede konaklayabilirsiniz.

Hemen eve geçip, bizim için hazırlanan enfes kahvaltıyı yaparak gezmelere başlıyoruz. İlk planımız güzel bir fotoğraf makinesi almak. Bunu elektronikler için adeta vergisiz cennet olan Dubai’den uyguna almak ve bir an önce çekimlere başlamak için ilk sıraya koyuyoruz.

Bir taksiye atlayarak kaldığımız yere yakın olan Emirates Mall’e gidiyoruz. Petrolün sudan ucuz olduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nde doğal olarak taksiler de ucuz. Taksilere servet ödemekten hep çekinen bizler için bir mutluluk kaynağı oluveriyor ve toplu taşıma yerine sürekli taksi kullanıyoruz. Ne kadar rahatmış taksili hayat 🙂

Dubai’yi bir alışveriş cenneti haline getiren, bolca indirimlerin, kampanyaların ve çekilişlerin yapıldığı, “Dubai alışveriş festivali” mevcut. Bu festival, aralık ve ocak sonuna kadar olan, 1 aylık dönemde yapılır.

Festivalin son iki gününe yetişmenin heyecanıyla hemen alışveriş merkezine giriyoruz ama geç kalmış olacağız ki birçok ürün tükenmiş. Sonradan öğrendiğimize göre, tüm dünyadan bu festival takip ediliyor ve sırf bunun için insanlar buraya akın ediyormuş. İlk günlerinde de bu kadar aşırı talep olunca ürünler tükeniyormuş.

Buna rağmen beğendiğim makineyi bularak kredi kartımla alıyorum. Kredi kartı kullanımı oldukça yaygın. Nakit harcama yapan biriyseniz para birimleri olan dirhem veya her yerde kullanabileceğiniz dolar bulundurmanızda fayda var. Dirhem almak içinse Türk Lirası yerine, dolar bozdurmanız çok daha kolay olacaktır.

Bir süre sonra elimizdeki çantaların ağırlığıyla epey bir şeyler aldığımızın farkına varıyoruz. Daha gidilecek bir diğer alışveriş merkezi olan Dubai Mall öncesi elimizdekileri eve bırakıp geçmeye karar veriyoruz.

Tam ayrılırken gözümüz farklı bir yere çarpıyor. Adamlar alışveriş merkezine kayak pisti yapmışlar ve millet zevkle kayak yapıyor! Turizmden nasıl bu kadar ekmek yiyorlar sorusunun cevapları sırasıyla karşımıza çıkmaya başladı. Dur bakalım daha neler göreceğiz?

Dubai Mall, sahip olduğu alan itibariyle dünyanın en büyük alışveriş merkeziymiş. Bu sebeple olacak ki girerken harita veriliyor. İçerisi gerçekten çok büyük ve kalabalık. İçerisinde,  dünyanın en büyük, tek parça camından oluşan akvaryumuna da ev sahipliği yapıyor. Çocuklar için çok güzel bir yer. Sanırım Mete bu dönemlerde bizimle beraber olsaydı, uzun bir süre buradan ayrılamazdık 🙂

Dubai Mall o kadar büyük ki artık yorulmaya başladık. Şimdilik alışveriş gezimize ara verip, hemen önündeki havuzda, akşamları 18 de başlayan The Dubai Fountain Show’u izlemek için, üst kattaki kitapçı dükkânının balkonunun yolunu tutuyoruz. Sabri ve Nilay sağ olsun burayı keşfetmişler. Hem tepeden izliyorsunuz hem de kalabalıktan arınmış oluyorsunuz. Manzara gerçekten harika! Müzik eşliğinde, fıskiyelerden fışkırtılan suların danslarını seyre dalarak tüm yorgunluğumuzu unutuveriyoruz.

Dubai’de turizm hizmeti o kadar profesyonel veriliyor ki, turistleri memnun etmek için neredeyse her şey düşünülmüş. Bunlardan birisi de hem mobil cihazlarda uygulamasının,  hem de kitapçığının olduğu bir sistem.

Evet, bu sistem sadece Dubai’ye özgü değil fakat içerik zenginliği bakımından birçok yere göre çok iyi. Sistemin çalışması şu şekilde; para ile bu uygulamayı veya kitapçığı satın alıyoruz. Sonrasında Dubai’de gezmeye başlıyoruz.

Birçok restoranda, kafelerde, aktivitede, müzede, turda vb. aklınıza gelen yerlerde indirimlerden bu uygulama veya kitapçık aldıysak içerisinden yırtarak vereceğimiz kuponlar sayesinde faydalanıyoruz. İndirimler de öyle hava cıva değil, 3-4 restorana, 1-2 kafeye girdiğinizde zaten neredeyse koskoca kitabı amorti etmiş oluyorsunuz. Sonrası kazanç.

Yalnız kuponlar sınırsız değil, mesela x restoranın kuponu 3 adet, yani o restoranda en fazla 3 defa kupon kullanabiliyorsunuz. Biz kitap kullandık ve çok kısa sürede bizi kâra geçirdi. En az 4-5 gün ve daha fazla kalacaklar için kullanmanızı tavsiye ediyorum. (Buradan bulabilirsiniz www.theentertainerme.com )

Hadi şu sıcak havanın tadını çıkarıp, denize girelim diyerek evden çıkıyoruz. Tavsiye üzerine JBR beach’a gidiyoruz. Ocak ayında su biraz serin ama olsun diyerek atıyoruz kendimizi. Zaten yılın 8 ayı sıcaktan girilemeyen denize, bu aylarda giriliyormuş. Basra körfezine de girmedik demeyiz artık. Kum altın sarısı ve güzel, deniz de oldukça temiz.

Deniz faaliyetimizden sonra, önceden internetten rezervasyonunu yaptırdığım, dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa için hareket ediyoruz. Bu bina o kadar yüksek ki (829metre), şehrin her tarafından kolayca görülebiliyor. Önceden internetten rezervasyon yapmak önemli. Çünkü aşırı rağbetten ötürü, limitli kapasite sınırına takılmanız söz konusu. Özellikle gün batımı saatleri yoğun ilgi görüyor, bu saatlerde çıkış planınız varsa vakit kaybetmeyin derim.

124. katından şehir ayaklarınızın altında. Bu kat seyir için hazırlanmış olan kısım ve aşırı kalabalık. Bunun yerine sonradan öğrendiğim, 1 kat altındaki (123.kat) restoran çok daha mantıklı bir alternatif. Hem kalabalıktan uzak, hem de verdiğiniz paraya bir şeyler yiyip, içebileceğiniz bir yer. Buraya yoğunlaşmanızı öneririm. Detayları buradan öğrenebilirsiniz http://www.atmosphereburjkhalifa.com/ . Özellikle çocuk misafir bölümündeki detayları lütfen göz ardı etmeyin, çünkü Lounge bölümü için, öğle 12 ile 17 saatleri arası minimum 10 yaş, 17 ile 02 saatleri arasında da 21 yaş sınırı var. Restaurant bölümünde ise, kahvaltıda yaş sınırı yok ama öğle ve akşam yemekleri için minimum 10 yaş sınırı bulunmakta.

Dubai’nin simgelerinden birisi olan Burj Al Arab oteline nazır fotoğraf çektirmezsek olur mu? Yine tavsiye üzerinde, fonda Burj Al Arab olarak çekilebileceğimiz en güzel ve en iyi vakit geçirebileceğimiz yer olan Jumeirah Al Qasr oteline gidiyoruz. Kapıda o kadar fazla lüks araba var ki, sanki Ferrari veya Lamborghini fabrikasına geldiğimizi sanıyorum. Burada bir şeyler yiyip, içerek bol bol fotoğraf çekiniyoruz. Unutmadan, Dubai’de alkolü sadece otellerde ve bazı restoranlarda içebiliyorsunuz, zaten satışları da buralarda yapılıyor.

Belgeselini bile izlediğimde hayran olduğum The Palm adası bugünkü planımız. Araba ile haritada küçük bir yermiş gibi görünen, oysa gözle görüldüğünde çok büyük bir yer olan adaya ulaşıyoruz.

Her biri birer zenginlik abidesi olan malikâneler ve birbirinden lüks oteller başımızı döndürüyor. Gerçekten inanılmaz! Adanın en ucundaki Atlantis otele giderek bol bol gezip, fotoğraflayarak ayrılıyoruz.

Eve geçiyor ve saat 15.30 da bizi evimizden almaya gelecek olan çöl safari tur şirketinin aracını beklemeye koyuluyoruz. Tam saatinde kocaman bir Landcruiser jeep gelerek, bizle birlikte civardan 3 kişi daha alarak yola koyuluyoruz.

Mesela bu turda 1 alana 1 bedava kuponumuzu kullandık, bu bile neredeyse kendi başına amorti sebebi oluyordu. 1 saatlik bir yolculuktan sonra çöle ulaştık. İlk kez çöl görüyorduk ve bir tuhaf olmuştuk.

Diğer araçların da gelmesiyle, hala o kumlar üzerinde nasıl olduğunu anlayamadığım manevralarla, o koca araçları sürmeye başladılar. Maharet araçta mı, şoförde mi bir türlü anlayamadık, ama çok eğlendik. Olağan üstü bir deneyim! 🙂

Eğer araç tutma ve panik atak gibi rahatsızlıklarınız varsa veya küçük çocukluysanız bu turdan uzak durmanızı tavsiye edebilirim. Güneşi çölde batırarak, akşam için hazırlanan otağa hep beraber gidiyoruz. Burada açık büfe akşam yemeği yanında, dansöz ve ateş şovlarına doyuyoruz. Sonrasında yine gelinen araçlarla gündüz bizi aldıkları yerlere götürüp bırakılıyoruz.

Buralara kadar gelmişiz, Abu Dabi’yi görmeden gidilir mi? Atlıyoruz Sabri’nin bize verdiği arabasına. 1 saatlik mesafemiz var. Yollar 6 şeritli ve neredeyse uçak inecek büyüklükte.

Keyifli bir yolculuğun ardından Ferrari World tema parkına ulaşıyoruz. Kitapçıktan kuponumuzu da yanımıza alarak içeri giriyoruz. Burası çok büyük bir alana kurulmuş, her yaşa hitap eden, harika bir eğlence merkezi. Buraya özellikle Ferrari’yi yakından incelemek ve dünyanın en hızlı roller coster’ına binebilmek için geldik.

Heyecanla roller coster sırasına ilerliyoruz. Sıra bize geldiğinde ise, adrenalin tavan! Normal otomobilde viraja azıcık hızlı girdiğimde araba tutan Özlem’le en öne oturmamız ise tam bir deli cesareti. Burayı tarif edecek tasvir bulamadığımdan internetteki videoları izlemenizi tavsiye ediyorum! Böyle bir şey yok 🙂 Park içerisinde diğer aktiviteleri de gezerek tadını çıkarıyoruz.

Vakitlice ve mutlu bir şekilde ayrılarak, Sheikh Zayed Cami’sinin yolunu tutuyoruz. Bir cami ne kadar farklı olabilir diyerek giriyoruz içine. Ama gidince özellikle farklı mimarisinin ve dekorların güzelliğinin, kendisine hayranlık bırakacak tarzda olduğunu kolaylıkla görebiliyoruz. Cami sonrasında Abu Dabi marinaya giderek, zenginlik simgelerinden birisi olan yatların manzarasında yürüyor ve karnımızı doyuruyoruz.

Sonuçta burası çöl ve çöl iklimi hâkimiyeti var, bir bahçe nasıl büyüleyici olabilir derken kendimizi Miracle garden denen yerde buluyoruz. Birbirimize bu sıcakta, çöl ortasında serap mı görüyoruz diye soruyoruz. Çiçeklerin özenle yetiştirildiği ve değişik kalıplarda sunulduğu, adı gibi büyülü bir bahçe. Dubai merkeze biraz mesafede, ama sorun yok, taksiler emrinizde 🙂

Çiçeğe doymuş vaziyette Dubai Marina denen keyifli yürüyüşler yapılabilen, çok güzel kafe ve restoranların olduğu yere ulaşıyoruz. Tepeleri bulutlara ulaşan gökdelenlerin hemen altında bulunan bu güzel yerde yürüyüş yapmak gerçekten çok keyifli. Güneş battığında ayrı bir havaya bürünen şehri bir de denizden görmek için hemen marinada bulunan tekne turuna atlıyor ve bu deneyimi de yaşıyoruz.

Eğer altına, tekstile, baharata, otantik ve yerel ürünlere meraklıysanız, bizim zamanımızın olmamasından gidemediğimiz, Dubai’nin en eski yerleşim yeri olan Deria’ya gitmenizi öneririm. Burası, hem fiyat olarak diğer yerlere nazaran çok daha uygun hem de sadece burada bulabileceğiniz, buraya özgü birçok ürünü barındırmakta.

Biz Birleşik Arap Emirlikleri’ni çok sevdik. Maldivler gölgesinde kaldığından, öncesinde çok fazla heyecan hissetmediğimiz bir yer diye düşünüp ne kadar da yanılmışız. Her şeyin “en” inin burada olduğunu ve paranın neler yapabileceğini bizzat görmüş olduk. Şimdiye kadar ikimizin de bildiği “lüks” kavramının aslında lüks olmadığını buradan ayrılırken anlamış bulunuyoruz.

Maldivler yolcusu kalmasın! Hoşça kal Dubai, hoşça kal Birleşik Arap Emirlikleri…

Hoşça kal Sabri ve Nilay 🙂

Kısa kısa;

1. Bizim gezmediğimiz ama sizin gezmenizi tavsiye edeceğim yerlerden bahsedecek olursak;

Dubai Atlantis Aquaventure Waterpark https://www.visitdubai.com/en/pois/aquaventure

Dolphinarium Dubai (The entertainer geçerli) https://www.dubaidolphinarium.ae

Butterfly Garden http://www.dubaibutterflygarden.com/

Global Village  http://www.globalvillage.ae/en/

The Green Planet Dubai http://www.thegreenplanetdubai.com/en

Souk Madinat Jumeirah https://www.jumeirah.com/en/hotels-resorts/dubai/madinat-jumeirah/facilities/souk-madinat-jumeirah/

Meraas http://www.meraas.com/

Al seef http://www.alseef.ae/

2. Denize girebileceğiniz plajlar

JBR Beach, Kite Beach (kids friendly), Black Palace Beach El Mamzar Beach Park, Hidden Beach ve Umm Sqeim Beach

3. Doyasıya alışveriş yapabileceğiniz alternatif alışveriş yerleri;

The Emirates Mall, Marina Mall, Dubai Outlet Mall, Gold Souk, Ibn Battuta Mall, Spice Souk, Boulevard Dubai

4. Sanat Galerileri:

Alserkal Art District, Al Quoz Hotspots

5. Çocuk dostu olan ve çocuklarınızla doyasıya vakit geçirebileceğiniz yerler;

IMG Worlds of Adventures, City Walk, Hub Zero, The Green Planet, Bounce Dubai

6. Tema Parkları:

Motiongate Dubai, Legoland Dubai, Bollywood Parks, Riverland